Sarhoş bir adam, yaşlı bir gazinin içkisini ödemesini istedi; o reddedince onu tüm barın önünde küçük düşürmeye karar verdi. Ancak sadece birkaç dakika sonra, tüm mekân yaşananları dehşet ve utanç içinde izliyordu 😳
Akşam saatlerinde küçük bir bar neredeyse tamamen doluydu. Masalarda düzenli müşteriler oturuyordu: kimileri televizyondan bir spor maçını izliyor, kimileri yüksek sesle sohbet ediyor, kimileri ise işten sonra dinleniyordu.
Barın köşesindeki tezgâhta, eski bir asker üniforması giymiş yaşlı bir adam oturuyordu. Önünde bir içki bardağı vardı. Kimseyle konuşmuyor, sanki bir şey düşünüyormuş gibi sadece karşıya bakıyordu.
Müşterilerin çoğu ona dikkat etmiyordu.
Ama bir adam onu hemen fark etti.
Uzun boylu, iri yapılı ve oldukça sarhoş olan bu adam, bardan gürültüyle dolaşıyor ve herkesi rahatsız ediyordu. Bir anda bakışları yaşlı askere takıldı.
Yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi.
Bara yaklaştı ve davetsiz şekilde yanına oturdu.
— Hey ihtiyar, bana bir içki daha al, dedi ve elini bara vurdu.
Gazi yavaşça başını çevirdi.
— Hayır.
Serseri güldü.
— Nasıl yani hayır?
— Hayır demek, hayır demektir, diye sakin bir şekilde cevap verdi gazi.
Yan masalardan birkaç kişi olanları izlemeye başladı.
Sarhoş adam açıkça böyle bir reddi beklemiyordu.
— Hadi ama, kendine bak. Burada yalnızsın. Birine içki ısmarla.
— Hayır dedim.
Saldırganın yüzü bir anda değişti.
— Kendini en akıllı mı sanıyorsun?
Gazi cevap vermedi.
Bunun üzerine adam, yaşlı askerin oturduğu sandalyeye sertçe tekme atarak onu altından çekti.
Gazi tutunamadı ve yere sert şekilde düştü.
Barda kahkahalar yükseldi. Bazı müşteriler birbirine baktı. Kimileri olanları telefonla kaydetmeye başladı.
Serseri, gazinin üzerinde durup genişçe gülümsedi.
— Ne oldu kahraman? Kalk bakalım.
Yaşlı adam sakince ayağa kalktı.
Bağırmadı ya da tehdit etmedi.
Sadece sandalyeyi yerine koyup tekrar oturdu.
Bu, nedense saldırganı daha da öfkelendirdi.
— Kendini bile savunamıyorsun, ihtiyar!
Tam o sırada barın kapısı açıldı. İçeri kimin girdiğini gören herkes şok içinde dondu 😱
Hikâyenin devamı ilk yorumda 👇
Başta kimse fark etmedi.
Ama birkaç saniye içinde sohbetler yavaş yavaş kesilmeye başladı.
İçeri birkaç askerî tören üniforması giymiş adam girdi.
Göğüslerinde madalyalar parlıyordu.
Etrafa bakıp doğrudan gaziye yöneldiler.
En yaşlı olanı yanında durup dimdik selam verdi.
— İyi akşamlar, albayım.
Tüm bar sessizliğe gömüldü.
Serseri gülümsemeyi bıraktı.
Diğer askerler de esas duruşa geçti.
— Geciktiğimiz için özür dileriz, efendim. Sizi törene götürmeye geldik.
Gazi yavaşça ayağa kalktı.
— Sorun değil, çocuklar.
Askerlerden biri, az önce gaziyi aşağılayan adama baktı.
— Bir sorun mu var, albayım?
Bar tamamen sessizdi.
Serseri soldu.
Ancak o zaman, karşısında çaresiz bir yaşlı adam değil, yıllar sonra bile saygı duyulan bir insan olduğunu anladı.
Ama en kötüsü henüz gelmemişti.
Barmen sessizce yaklaşıp arkasında asılı duran büyük bir fotoğrafı müşterilere çevirdi.
Fotoğraftaki kişi aynı gaziydi.
Gençti.
Asker üniforması içindeydi.
Ve yanında onlarca kurtardığı asker vardı.
— Bu adam savaş alanından yirmi yedi yaralı askeri taşıdı, dedi barmen kısık sesle. — Birçoğu bugün hâlâ onun sayesinde hayatta.
Artık kimse gülmüyordu.
Serseri başını eğdi ve tek kelime edemedi.
Gazi sadece şapkasını düzeltti, arkadaşlarına başıyla selam verdi ve bardan çıktı.
Ona tek bir hakaret bile etmedi.
