Ultrason sırasında, doktor çocuğumu mu muayene ederken birden durdu; yüzü soldu ve sesi titredi: „Kocandan ayrılmalısın“ 😢
„Neden?“ diye sorduğumda doktor sessizce ekrana işaret etti. Oraya baktım – ve ne demek istediğini anlayınca dehşetten donup kaldım 😱😨
Kocam ve ben neredeyse iki yıldır çocuk sahibi olmaya çalışıyorduk. İki yıl umut, hayal kırıklığı, bitmek bilmeyen testler, günleri saymak ve geceleri sessizce ağlamak. Bir noktada, bunu başaramayacağımızı kabullenmek üzereydim.
Sonra özel bir kliniğe gittik ve kuru, duygusuz bir teşhis aldık. Tedavi. Testte iki çizgi gördüğümde, banyoda yere oturup mutluluktan ağladım.
Hamilelik sorunsuz gidiyordu ama dördüncü aya gelince garip küçük şeyler fark etmeye başladım. Kocam soğuk davranıyordu. Sebepsizce sinirleniyordu. İş nedeniyle sık sık geç kalıyordu. Bunu hormonlara bağladım ve kendimi fazla yormamaya çalıştım.
Planlı ultrason randevusuna gelemiyordu: ertelenemeyen acil bir toplantısı vardı. Klinikde benim doktorum tatildeydi ve muayeneyi başka bir uzman — Dr. Emma — yaptı.
Her şey her zamanki gibi başladı. Monitöre bakıyor ve gülümsüyordum. Emma bilgisayarda verileri inceliyor, değerleri karşılaştırıyordu.
Ve bir anda durdu.
Parmakları durdu, bakışı gerginleşti ve yüzü yabancı bir hâl aldı. O alışık olduğum sakin doktor maskesi kaybolmuştu. Hemen bir şeylerin yanlış olduğunu hissettim.
—Lütfen giyinin —dedi sessizce.
Ofiste kapıyı kapattı ve kilitledi. Sandalyeye oturdum, içimde yükselen kaygıyı hissettim.
—Biliyorum, kulağa nasıl geliyor —dedi—. Ama görmeniz gereken bir şey var.
Çekmeceden sıradan bir karton dosya çıkardı ve önümde bıraktı.
—Hemen buradan gitmelisin —ekledi—. Ve boşanmayı düşünmelisin.
—Neden? —fısıldadım.
—Açıklamak için zaman yok —cevapladı—. Bunu gördüğünde anlayacaksın.
Bana gösterdiği şey öfkemin kabarmasına neden oldu… 😨😱 Devamı ilk yorumda 👇👇
Dosyayı açtım ve ilk başta hiçbir şey anlamadım. Tablolar, tıbbi terimler, kodlar, tarihler. Dr. Emma yanına oturdu ve sessizce söyledi:
—Bu genetik bir hastalık. Sadece erkek hattından geçer. Babadan çocuğa.
Ona baktım ama söylediklerinin anlamını hemen kavrayamadım.
—Bu ne demek? —dedim.
—Bu, eğer kızınız olsaydı riskin minimal olacağı anlamına gelir. Ama bir oğlunuz var.
İçimde her şey kopmuş gibi hissettim.
Emma bana genetik raporu gösterdi. Raporda açıkça belirtiliyordu: mutasyonu taşıyan baba. Hastalık ciddi, ilerleyici ve tam tedavisi yok. Bu tanıya sahip çocuklar dışarıdan sağlıklı doğabilir, ancak zamanla hastalık güçlerini, normal yaşama kapasitelerini ve bazen hayatlarını bile alır.
—Ama planlama sırasında… —fısıldadım—. Testlerimizi yaptık.
Emma yavaşça başını salladı.
—Sen yaptın. O yapmadı.
Sayfayı çevirdi ve bir başka belge gösterdi. Bizim hamileliğimizden bir yıl önce imzalanmış rapor. Özel klinik. Genetik merkez. Tarih. Kocamın imzası.
O biliyordu.
Bildiği halde sessiz kaldı; IVF öncesinden itibaren bu hastalığı oğluna neredeyse yüzde yüz olasılıkla aktaracağını biliyordu.
—Eşini bilgilendirmeme hakkından feragat etti —dedi Emma—. Kanunen hakkı vardı. Ama insani olarak… —susturdu.
Genişletilmiş genetik panel yaptırmamamız konusunda ısrar etmesini, bunun gereksiz masraf olduğunu ve „kendi kendine yüklenmene gerek yok“ demesini hatırladım. Sorular sorduğumda sinirlenmesini de.
Ofisten garip bir hisle çıktım ve artık hamileliğin mutluluğunu hissetmiyordum. Sadece öfke. O sadece bana yalan söylememişti. Seçme hakkımı çalmıştı.

