Ailesi ondan döndüğünde, Maria’nın önünde sadece bir yol kalmıştı: Bu nehrin ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordu, ama karşı kıyıda nehir akıntısından çok daha korkunç bir şeyin onu beklediğini hayal bile edemiyordu 😯😱
Köy, Maria’nın kocasız bir çocuk doğurduğunu öğrendiğinde, her şey hızla çözüldü. Önce fısıldayarak, sonra daha yüksek sesle, sonunda yüksek sesle: ya kalacak — ama çocuğu olmadan — ya da sonsuza dek gidecek.
Hiç kimse üçüncü bir seçenek varmış gibi davranmaya bile çalışmadı.
Maria tartışmadı. Ağlamadı. Hiçbir şey istemedi. Aynı gece birkaç eşyasını topladı, bebeği sıcak bir battaniyeye sardı ve kendine sıkıca bağladı. Büyüdüğü ev geride kaldı — dün hâlâ onu kendi çocukları gibi gören insanlarla birlikte.
Sabah köyden ayrıldı.
Önünde yalnızca bir yol vardı. Köyün bir tarafında yoğun bir orman başlıyordu: karanlık, nemli, kanı donduran seslerle dolu. Diğer tarafında derin bir uçurum vardı. Ve önünde — nehir. Geniş, soğuk, ağır ve öfkeli bir akıntıya sahip. Orman çok tehlikeliydi. Uçurum bir çıkmaz yoldu. Geride yalnızca nehir kalmıştı. Nehrin ötesinde şehre giden yol başlıyordu. Orada kimsenin adını bilmediği bir dünya vardı.
Maria kıyıya ulaştığında, arkasında insanlar çoktan durmuştu. Aile, komşular, tanıdık yüzler — ve içinde en ufak bir sıcaklık olmayan bakışlar.
Suya girdi. Soğuk sert bir şekilde çarptı, ama durmadı. Bir adım attı. Sonra bir adım daha. Su yükseliyordu, giysileri ıslanıyordu, akıntı onu aşağı çekiyordu.
— Bu nehrin ötesine geçersen, Maria, geri dönüş yok! Bu aile için artık yoksun! — diye bağırdı kardeşi.
O, arkasına bile bakmadı. Çocuğu daha sıkı tuttu ve sessizce dedi ki:
— Onlar için ölü olmak… onlarla yaşamaktan daha iyi.
İleriye doğru yürümeye devam etti.
Su beline geldiğinde, akıntı belirgin şekilde güçlendi. Her adımı nehirden koparmak zorundaydı, sanki nehir onu her şekilde durdurmaya çalışıyordu.
Ve işte tam o anda Maria gözlerini karşı kıyıya kaldırdı. Orada nehir akıntısından ve onu terk eden akrabalarının öfkesinden çok daha korkutucu bir şey vardı. Ama kadın biliyordu ki geri dönüş yoktu… 😨😱 Hikâyenin devamını ilk yorumda bulabilirsiniz 👇👇
İlk başta bunun sadece bir gölge olduğunu sandı. Ama figür kaybolmadı. Adam hareketsiz duruyordu ve doğrudan ona bakıyordu.
Onu hemen tanımadı. Sonra kalbi sıkıştı. Orta yaşlı bir adamdı. Eski bir mahkum. Tehlikeli bir adam. İnsanların uzak durmaya çalıştığı kişi.
Doğrudan ona bakıyordu.
Hakkında komşu köylerde bile konuşuluyordu. İnsanların uzak durduğu biri. Geri dönmüş ama kendi olmamış biri.
En korkunç olan yüzü değildi.
En korkunç olan, şaşırmış gibi görünmemesiydi. Bekliyordu.
Maria sadece bir saniyeliğine durdu. Bu yeterliydi. Ayağı kaydı. Altı kayboldu.
Akıntı beklemediği bir güçle çarptı. Su neredeyse tamamen üstünü örttü, soğuk anında göğsünden havayı çıkardı. Bebeği suyun üzerinde tuttu ama kendisi artık destek hissetmiyordu.
Kıyıdan bağırdılar — ama kimse hareket etmedi.
Ve ancak o zaman karşı taraftaki adam suya atladı.
Sanki ne soğuğu ne de akıntıyı hissetmiyormuş gibi girdi. Hızlı ve emin adımlarla hareket ediyordu, sanki bu nehri herkesten iyi tanıyormuş gibi.
Maria artık direnemezdi.
Ve son anda, birilerinin elleri onu akıntıdan hızla çekti. Önce çocuğu kıyıya itti. Sonra onu.
Kız ıslak zeminde yatıyordu, nefes nefese, hâlâ hayatta olduğuna inanamıyordu.
Adam yanında duruyordu. Islak, ağır bir bakışla, herkesin bahsettiği o yara izi. Birkaç saniye boyunca sadece ona bakıyordu, sanki bir karar veriyordu.
Sonra sessizce dedi ki:
— Yanında olacağım… izin verirsen.
Maria gözlerini kaldırdı. Her şeyini yeni kaybetmişti. Ama uzun zamandır ilk kez bir seçeneği vardı.