Kayınvalidem torununa pahalı bir bisiklet hediye etti, ama birkaç gün sonra hediyesini geri aldı: o zaman ona sert bir ders vermeye karar verdim

Kayınvalidem torununa pahalı bir bisiklet hediye etti, ama birkaç gün sonra hediyesini geri aldı: o zaman ona sert bir ders vermeye karar verdim 🫣😲

Kısa süre önce kayınvalidem, beş yaşındaki kızımıza yeni pembe bir bisiklet hediye etti. Parlak, beyaz tekerlekli ve kalp şeklinde sepeti olan bir bisikletti. Oldukça pahalıydı ve eşimle önceden anlaşmıştık: kızımız böyle bir hediyeyi sadece doğum gününde, özel bir sürpriz olarak alacaktı. Ama kayınvalidem farklı düşündü.

— Onu görüp geçemedim, dedi gülümseyerek. — Torunum en iyisini hak ediyor!

Kızımız sevinç çığlıkları atıyordu, bütün gün avluda bisiklet sürdü ve tabii ki kayınvalideme teşekkür ettik. Hatta paranın bir kısmını geri vermeyi teklif ettik ama kesin bir şekilde reddetti:

— Onun için her şeyi yaparım. Son birikimlerimi bile harcadım. Endişelenmeyin.

Ama kısa süre sonra hepimizin çok daha fazlasını kaybettiğini anladım.

Başta her şey masum görünüyordu. Sadece bizi daha sık ziyaret etmeye başladı. Çok sık. Neredeyse her gün.

— Ne kadar mutlu olduğunu görüyor musunuz? dedi zoraki bir gülümsemeyle kızımıza bakarak. — İyi ki araya girdim, yoksa siz bu bisikleti daha uzun süre ertelemeye devam edecektiniz…

Sonra bunu sürekli hatırlatmaya başladı, sanki laf arasında söylüyormuş gibi:

— Son paramı o hediyeye harcadım, evet evet… Ama önemli olan torunumun mutlu olması.

Başta bunu sadece bize daha yakın olmak istemesi olarak düşündük. Ama her şey değişmeye başladı. Kayınvalidem söylenmeye başladı:

— Bisikleti öyle koyma! Çizilecek!
— Yine su birikintisinin içinden hızlı geçtin! Ya bozarsan?

Kızımız başını eğmiş şekilde onu dinliyordu. Artık aynı heyecanla bisiklete binmiyordu. Bisiklet sanki yasak bir şeye dönüşmüştü. Kayınvalidemle konuşmaya çalıştım:

— Anne, lütfen çocuğa baskı yapma. Bu sadece bir oyuncak.

Kayınvalidem alındı. Uzun süre bizimle konuşmadı. Ama ertesi sabah hiç beklemediğimiz bir şey oldu.

Kızımızın hıçkırık sesleriyle uyandım. Pijamalarıyla garajın önünde duruyordu ve elinde kilidin boş zinciri ile anahtarı vardı. Bisiklet yoktu. Kayınvalidem hediyesini geri almıştı.

Daha sonra bir mesaj gönderdi:
“Bisikleti geri aldım. Siz çocuğa eşyalarına nasıl sahip çıkacağını öğretemiyorsanız, bunu ben yapmak zorundayım.”

Kızımız hıçkırarak ağlıyordu. Onu sakinleştiremiyorduk. İşte o an küstah kayınvalideme bir ders vermem gerektiğini anladım ve hiç pişman olmadığım bir şey yaptım 😊😲 Her şeyi ilk yorumda anlatıyorum, desteğinizi bekliyorum 👇👇

Ertesi gün gidip yeni bir bisiklet aldık. Kızımız yeniden gülümsedi ama ilk seferki kadar heyecanlı değildi. O zaman anladım ki bu hikâye cevapsız kalamazdı.

Ertesi akşam kayınvalidemi aradım.

— Anne, size uğrayacağız. Umarım evdesindir.

Evdeydi. Her şeyin unutulacağını düşünerek bizi karşılamaya çıktı. Ama yalnız gelmemiştim.

Arkamda iki iri yapılı adam vardı. Salonuna girdik ve eşimle birlikte altı ay önce yıl dönümünde ona hediye ettiğimiz deri koltuğu işaret ettim.

— Bu mu? diye sordu adamlardan biri.

— Evet, dedim sakin bir şekilde. — Alın götürün.

Kayınvalidem şaşkınlıkla nefesini tuttu.

— Delirdiniz mi siz?! O benim koltuğum!

Gözlerinin içine bakarak söyledim:

— Bu koltuk zarar görmek için fazla pahalı. Ona nasıl bakacağını bilmiyorsun — bak, şurada bir çizik var. Durumu konusunda endişeliyiz.

Kayınvalidem odanın ortasında, arkasındaki duvar kadar bembeyaz kalmıştı.