Kızımın cenazesinden hemen sonra eşim, onun eşyalarını atmamı ısrarla istedi ve odasını toplamaya başladığımda garip bir not buldum: “Anne, bunu okuyorsan artık hayatta olmadığım anlamına gelir, sadece yatağın altına bak”

Kızımın cenazesinden hemen sonra eşim, onun eşyalarını atmamı ısrarla istedi ve odasını toplamaya başladığımda garip bir not buldum: “Anne, bunu okuyorsan artık hayatta olmadığım anlamına gelir, sadece yatağın altına bak” 😱

Yatağın altına baktığımda gördüklerim karşısında dehşete düştüm. 😢😨

Kızımızın cenazesinden hemen sonra eşim, odasını toplamak ve tüm eşyalarından kurtulmak gerektiğini söyledi. Daha sadece 15 yaşındaydı. Tek kızımızdı.

Cenazeden sonra neredeyse hiçbir şey hatırlamıyordum. Sadece beyaz tabutu ve içindeki her şeyin ölü olduğu hissini hatırlıyorum. İnsanlar bir şeyler söylüyordu, beni sarıyor, taziyelerini iletiyordu ama onları duyamıyordum. Sadece duruyordum ve bir noktaya bakıyordum.

Evde eşim sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu:

— Bu eşyaları atmamız gerekiyor. Sadece bizi rahatsız ediyorlar. Hayata devam etmeliyiz.

Nasıl böyle konuşabildiğini anlayamıyordum. Bunlar sadece eşyalar değildi. Bu, kendisiydi. Kıyafetleri, kokusu, odası. Eğer her şeyi atarsam kendi çocuğumu ihanet etmiş gibi hissedecektim.

Uzun süre direndim. Neredeyse bir ay boyunca odasına girmedim. Sadece kapalı kapının yanından geçiyor ve açmaya kendimi zorlayamıyordum.

Ama bir gün sonunda cesaretimi topladım.

Kapıyı açtığımda zamanın orada durmuş gibi geldi. Her şey, bıraktığı gibi duruyordu. Yatakta – örtü; masada – defterler; havada – hafif bir parfüm kokusu.

Yavaş yavaş toplamaya başladım. Her şeyi elime aldım ve ağladım. Elbisesi. Saç tokaları. Birkaç kez tekrar okuduğu kitabı. Hepsini göğsüme bastım ve bırakamadım.

Ve birden bir defterin içinden küçük, katlanmış bir kağıt düştü.

Hemen el yazısını tanıdım. Ellerim titredi.

Notta şunlar yazıyordu: “Anne, bunu okuyorsan yatağın altına bak. O zaman her şeyi anlayacaksın.”

Nefesim kesildi. Bu kelimeleri birkaç kez okudum. Kalbim öyle hızlı atıyordu ki sanki göğsümden fırlayacak gibiydi. Oraya ne bırakmış olabilirdi? Ve neden bir şey anlamam gerekiyordu?

Uzun süre cesaret edemedim. Sadece odanın ortasında durup notu elimde sıkıca tuttum.

Sonra dizlerimin üzerine çöktüm ve yatağın altına baktım… 😢😱 Devamı ilk yorumda 👇👇

Orada eski bir ayakkabı kutusu duruyordu. Daha önce orada olmadığını kesinlikle biliyordum. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Kutuyu çıkardım ve önümde koydum.

İçinde başkasına ait eşyalar vardı. Onun değil. Erkek eşyaları. Bir kemer, çatlamış camlı bir saat ve bir USB bellek. Her şey özenle yerleştirilmişti, sanki benim bulmam için özel olarak saklamıştı.

USB’yi aldım ve bilgisayarı açmaya cesaret edemeden uzun süre oturdum. Video açıldığında ellerim titredi.

Ekranda kızımız vardı. Kendi odasında oturuyordu ve kimsenin duymayacağından korkar gibi sessizce konuşuyordu. Ağlıyordu ve sürekli etrafa bakıyordu.

— Anne, bunu izliyorsan artık yokum, dedi. — Lütfen bana inan. Düşmedim. Bu tesadüf değildi.

Çığlık atmamak için ağzımı ellerimle kapattım.

O akşam babasıyla çok tartıştığını anlattı. Bana gerçeği söylemek istedi ama yetişemedi. Korktuğunu, babasının ona bir şey söylemesini yasakladığını ve tehdit ettiğini söyledi.

Sonra kolundaki morluğu gösterdi ve bunun onun yaptığını söyledi. Video kesildi.

Kızımın odasında yerde oturuyordum ve nefes alamıyordum. Her şey kafamda karıştı. Son birkaç ayın tüm tuhaf anları bir anda korkunç bir tabloya oturdu.

Eşim, eşyalarından mümkün olan en kısa sürede kurtulmamızı ne kadar ısrarla istediğini hatırladım. Beni odasına girmeme nasıl izin vermediğini. Cenazeden hemen sonra hayata devam etmemiz gerektiğini söylediğini.

Her şeyi biliyordu. Ve bu yüzden benim hiçbir şey bulmamı istemedi.

Kutuyu tekrar açtım. Dibinde başka bir not vardı. Kısa.

“Anne, bunu bulursan — ona inanma. Polise git. Tehlikeli biri.”

O anda anladım: artık bir seçeneğim yoktu.

Ya kızımın anısını koruyup gerçeği anlatacağım ya da hayatımın geri kalanını, ailemizi yok eden ve cezasız kalacağını uman bir adamın yanında geçireceğim.