Kocam işteyken kayınbabam yanıma gelerek bana banyoda göstermek istediği bir şey olduğunu söyledi: banyoya girdim, yerde fayans ve çimentodan parçalar gördüm, aralarında bir selofan poşet

Kocam işteyken kayınbabam yanıma gelerek bana banyoda göstermek istediği bir şey olduğunu söyledi: banyoya girdim, yerde fayans ve çimentodan parçalar gördüm, aralarında bir selofan poşet 😱😱

Evde sadece ben ve kayınbabam vardı. Kocam işe gitmişti, ben de günlük işlerimle meşguldüm. Birden omzumda ağır bir el hissettim.

— Kocan nerede? — boğuk bir ses arkamdan duyuldu.

Arkamı döndüm. Karşımda kayınbabam duruyordu. Yüzü solgundu, elleri titriyordu.

— İşte, — şaşkınlıkla cevap verdim. — Ne oldu?

— Hızlıca banyoya git. Orada bir şey buldum… Sanırım kocana ait.

Kalbim bir anlığına durdu.

— Beni aldatıyor mu? — fısıldadım.

— Hayır. Ama bunu kendi gözlerinle görmen iyi olur.

Banyoya adım attım. Ve donar gibi oldum. Lavabonun yanındaki duvar kırılmıştı. Yerde fayans ve çimento parçaları vardı ve o tozların arasında şeffaf bir selofan poşet yatıyordu.

Kayınbabam sessizce işaret etti. Eğildim, poşeti dikkatlice aldım ve açtım.

Ve içinde… 😱😱 Devamı ilk yorumda 👇👇

Banyoda duruyordum ve titreyen ellerimle selofan poşeti açtım. İçinde ağır bir demir parçası vardı. Mücevher değil, para değil. Bir silah.

— Aman Tanrım… — dudaklarımdan döküldü. — Bu… oğlunun mu?

Kayınbabam başını salladı, gözleri endişe doluydu.

— Evet. Ve bu en kötü şey değil.

Ona baktım.

— Açıkla! Neden silahı var? Tüm bunlar ne anlama geliyor?

Derin bir nefes aldı, sanki gücü çekilmiş gibi küvetin kenarına oturdu.

— Borçları var. Büyük borçlar. Uzun zamandır sorunlarını bizden sakladığını fark ediyordum. Ve bir ay önce yanıma bir adam geldi… yabancı biri. Düz söyledi: “Eğer oğlun görevi yerine getirmezse, aileniz zarar görecek. Hepiniz — eş, anne-baba, çocuklar. Kimse huzurlu yaşamayacak.”

İçim bir anda buz kesildi.

— Ne görevi?

Kayınbabam başını yavaşça eğdi.

— O insanlara bir iş yapması gerekiyordu. Çok ciddi bir iş. Ayrıntılarını bilmemek daha iyi. Ve eğer reddederse — sevdiklerini yok edecekler.

Yere çömeldim.

— Peki bunların buradaki duvarda olduğunu nasıl biliyorlardı? — fısıldadım.

Kayınbabam beni yorgun bir bakışla süzdü.

— Çünkü onlar söyledi. O insanlar. En ince detaya kadar biliyorlardı. Silahı nerede sakladığını, parayı nereye koyduğunu, hatta senin pazara hangi saatte gittiğini bile. Bunu bilerek bana gösterdiler ki anladım: onlardan hiçbir şeyi gizleyemezsin.

Odanın üzerine bir sessizlik çöktü. Etrafımdaki dünyanın çöktüğünü hissettim.

— Şimdi ne olacak? — neredeyse dudaklarımdan çıkarken sordum.

Kayınbabam yumruklarını sıktı.

— Şimdi iki yolumuz var. Ya susup onun sonuna kadar gitmesine izin vereceğiz… ya da biz bir çıkış yolu bulacağız. Ama unutma: eğer onlar en ufak bir şüphe duysa, son hepimiz için gelecek.