Yaşlı bir kadın “bir saatlik koca” çağırmak için para biriktiriyordu — ama eve genç, kaslı bir adam gelince neredeyse çığlık attı 😱😨
Son aylarda yaşlı kadın için hayat çok zordu. Komşusuna dert yanıyordu:
— Musluk damlatıyor, ama tamir edemem. Aletim bile yok! Şu sandalyeyi görüyor musun? Üzerine oturmak bile mümkün değil, sallanıyor. Çatı da akıyor — her şeyi kendi başıma yapıyorum…
Komşusu iç çekti:
— O zaman bir “bir saatlik koca” çağır.
— O da ne?
— Bir numara arıyorsun, neyin tamir edilmesi gerektiğini söylüyorsun, bir adam geliyor. Her şeyi yapıyor, sen de ona para ödüyorsun.
Yaşlı kadın fikri beğendi. “Kara gün” için biriktirdiği paraları çıkardı ve şansını denemeye karar verdi.
Ertesi gün kapı çaldı.
Kapıda mavi üniformalı, elinde alet çantası olan, uzun boylu, fit bir adam gülümsüyordu.
— Merhaba, tamirciyi siz mi çağırdınız? — dedi kibarca.
Yaşlı kadın şaşırdı — bu kadar genç ve yakışıklı birini beklemiyordu.
— Evet, evet oğlum, içeri buyur, yapılacak çok işim var, — dedi.
Genç adamı içeri aldı ama başına çok yakında gelecek korkunç şeyden habersizdi 😱😨 Devamı ilk yorumda 👇👇
Adam musluğu, prizi, sandalyeyi kontrol etti, bir raf bile çaktı. Usta ve hızlı çalışıyordu, sürekli gülümseyip şakalar yapıyordu.
Yaşlı kadın memnuniyetle masaya börek koydu, meyve suyu doldurdu:
— Otur oğlum, biraz dinlen. Sana ikram edeyim, bütün gün evden eve koşuyorsundur.
Adam gülümsedi, bardağı aldı ve sordu:
— Uzun zamandır tek mi yaşıyorsun? Çocukların seni ziyaret etmiyor mu?
Kadın iç çekti ve hayat hikayesini anlattı. Kocası ölmüştü, çocukları uzakta yaşıyordu, tek yakını duvarın öbür tarafındaki komşusuydu.
Sanki sadece nezaketen konuşuyorlardı…
Adam işini bitirdiğinde yaşlı kadın mektubu komşusuna götürmesi gerektiğini söyledi.
— Tabii, gidin, — dedi adam. — Ben de bu arada her şeyin sağlam olup olmadığını kontrol ederim.
Ama kapı kapanır kapanmaz adamın yüz ifadesi değişti. Gülümseme kayboldu. Odaları dolaştı, çekmecelere, dolaplara baktı.
Duvardaki saati indirdi, televizyonu söktü, dizüstü bilgisayarı aldı ve mücevher kutusunu açtı.
Kadın geri döndüğünde adam kapının yanında duruyordu, sanki gitmeye hazırlanıyordu.
— Her şey tamam nine, artık hiçbir şey damlamıyor, — dedi ve çıkışa yöneldi.
Ama kadın yanına yaklaşınca aniden döndü ve elindeki ağır bir cisimle başına vurdu.
Kadın kendine geldiğinde hastanedeydi. Beyin sarsıntısı geçirmişti ama şans eseri hayattaydı.
Daha sonra telefonunu getirdiklerinde ajansı arayıp şikâyet etti.
— Üzgünüz, ama o tarifte bir çalışanımız yok, — dediler. — Bizden kimse size gelmedi.
Kadın telefonu kapattı, titreyen elleriyle çarşafa sarıldı ve fısıldadı:
— Demek… beni kendi bulmuş.

